Geldiği gibi gitti
1 milyon liraya 'evet' demiş
Ruslar da Türkler de şikayetçi!
''Çocuk benim değil mi! Öldürürüm''
Bunlardan biri de cami içinde sesin dengeli bir şekilde dağılıp dağılmadığını, mihrapta Kur'an okuyan imamın sesinin, en arkalardan ve diplerden duyulup duyulmadığının denenmesi sıra gelmişti. Bunun için de Mimar Sinan nargile kullanıyordu. Nargileyi mihraba koyuyor, içindeki suyu fokurdatıyordu. Bu fokurtu cami içinde ahenkli bir şekilde dağılıyor mu, her yerden net olarak duyuluyor mu diye de kontrol ediyordu.
Adamın biri de, Kanuni’ye gidip; “Efendimiz, Mimar Sinan yeni yaptığı caminin mihrabında nargile fokurdatıyor.” dedi.
Kanuni buna imkan bile vermiyordu. Mimar Sinan’ın samimi bir Müslüman olduğuna, böyle bir şey yapmayacağına güveni tamdı. Usulen de olsa yanlış anlamalara ve dedikodulara mahal vermemek için bir gün camiye gitti. Cami içinde gezip dolaşırken mihraptaki nargileye tesadüfen gözü takılmış gibi yaptı.
-“Bu da ne oluyor? Camide nargile kullanan mı var?” diye sordu.
Mimar Sinan sakin ve kendinden emin olarak; “Hâşâ hünkarım, Beytullahta (Allah'ın evi) nargile içecek kadar din, iman yoksunu değiliz, Elhamdülillah. Burada bulundurmamızın sebebi onu fokurdatmak suretiyle caminin ses düzenini kontrol etmektir. Dikkat buyurursanız, nargilede tömbeki (tütün) bile yoktur. diye cevap verdi.
Mimar Sinan (1489-1588) yılları arasında yaşamıştır. I. Süleyman (Kanuni), II. Selim ve III. Murat olmak üzere üç padişah döneminde mimarbaşılık etmiş, imparatorluğun gücünü simgeleyen mimarlık başyapıtlarının tasarlanıp, uygulanmasında birinci derecede rol oynamıştır. Mimar Sinan mimarideki büyük başarılarının yanı sıra, kişiliğiyle de göz doldurmaktadır.
Bu hikayeyle aslında cami adabını bir kere daha gündeme getirmek istedim. Hz. Muhammed (s.a.v) mescidlere girerken, sağ ayağı ile girer ve (euzü billahi azimi vebacehehe ekrame vesalihinehü agdıma eşşeydani ercaim) diye dua ederdi. Mescidlere girildiğinde iki rekat “tahiyyetü'l-mescid” (câmiye hürmet) namazı kılmak, Hz. Peygamber’in (s.a.v) sünnetidir. Ayrıca cami ve mescitlerde güzel ve temiz elbiseler giymek, kokulu (soğan, sarımsak) gibi yiyecekler yiyerek diğer kişileri rahatsız etmemek gerekir. Son zamanlarda en çok yapılan ise cep telefonlarının açık bırakılmasıdır. Bu hareketle namazdakilerin tüm dikkati dağılmakta ve ortamdaki huşu bozulmaktadır. En çokta namaz kılınırken ya da vaaz verilirken dünya kelamı etmek, dedikodu yapmak, tartışmak caminin adabına ters düşmektedir. Teravih namazlarında ne yazık ki çokça şahit olduğum bir durum… Bir de camide saf oluşturmak yerine arkalara geçip tek durmak da, cemaat ruhuna aykırı… Halbuki safları sık tutmak, birlik ve beraberlik duygusu bambaşka…
Haftaya Pazartesi’ye dek kalın sağlıcakla…
YorumlarToplam 1 yorum mevcut
CENGİZ YILMAZ 3 ay önce yorumlandı
camiye gitme kardeşim sende evinde kil namazini....camiye gidilecek diye bi şart yokki....